Home Dijital Gazete Sunat: “Eğitime ve öğretmene değer verilmediğinin göstergesi”

Sunat: “Eğitime ve öğretmene değer verilmediğinin göstergesi”

by hukuknews

İYİ Parti Eğitim Politikaları Başkanı Şenol Sunat, Öğretmenlik Meslek Kanunu üzerinden iktidara yüklendi. Sunat, “AKP iktidarına sesleniyorum, bu kanun teklifini çekiniz. İnat edip geçirseniz de, az kaldı biz öğretmenlik meslek kanununu öğretmenlerimize armağan edeceğiz.” dedi.

İYİ Parti Eğitim Politikaları Başkanı Şenol Sunat ve İYİ Parti Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs, Öğretmenlik Meslek Kanunu hakkında TBMM’de düzenledikleri ortak basın toplantısında konuştu.

Konuyla ilgili son durumu paylaşan Sunat, “Bildiğiniz üzere, adı “Öğretmenlik Meslek Kanunu” olarak lanse edilse de meslek kanunu özelliği taşımayan 302 sayılı kanun teklifi, meclis komisyonundan her türlü itirazımıza karşı sayısal çokluk nedeniyle geçirilmiş, genel kurula getirilmiştir. 20 Ocak Perşembe günü teklife başlangıç yapılmış olup, bu hafta görüşmeler devam edecektir.” dedi.

“TEKLİFİN YENİDEN HAZIRLANMASI GEREKİYOR”

“Bu basın toplantısını; getirdikleri teklifi yüzleri kızarmadan bir tarihi gelişme olarak sunanların, çocuklarımızı yetiştiren yaklaşık bir milyon 200 bini aşan öğretmenlerimize hiç değer vermediklerini, her konuda olduğu gibi, insanların aklıyla oynayarak, saygısızlık yaptıklarını kamuoyuna anlatmak için yapıyoruz.” diyen Sunat, teklifin geri çekilerek yeniden hazırlanması gerektiğini vurguladı.

“EĞİTİME VE ÖĞRETMENE DEĞER VERİLMEDİĞİNİN GÖSTERGESİ”

Sunat, “Öğretmenlerin, eğitimin paydaşlarının, eğitim sendikalarının, eğitim uzmanlarının görüşünü almadan, öğretmenlik gibi ihtisas mesleğini, kapsamlı bir mesleği 12 maddelik öğretmen meslek yasası adıyla düzenlemeye kalkmak, sonunda konuyu eğitim -öğretim tazminatı ve ek göstergeye indirgemek, onu da şarta bağlamak ve 2023’e ertelemek, eğitime ve öğretmene hiç değer verilmediğinin somut göstergesidir.” şeklinde konuştu.

“TEKLİFE MEVZUT DÜZENLEMESİ BİLE DENİLEMEZ”    

Öğretmenlerin yıllardır bu yasayı beklediğini savunan Sunat, “Öğretmenlik Meslek Kanunu; öğretmenlik ekosisteminin bileşenlerini bir bütün olarak kapsamalı ve rollerini doğru tanımlamalıdır. Eğitimde en önemli rol ve kilit olan öğretmenliğin statüsü; rolün önemine verilen değer olmalıydı. Öğretmenlik mesleğinin statüsü bu şekilde taslaklarla yükseltilmez. Bu teklife basit bir mevzuat düzenlemesi bile denilemez” açıklamasında bulundu.

“BURADA YAPILAN TATLISU KURNAZLIĞI”

Teklifin; 3,4,5 ve 6. maddelerinin 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nda bulunan ve bu teklifle kaldırılan 43. ve 45. Maddelere ekleme ve çıkarmalar yapılarak düzenlendiğine dikkat çeken Sunat,  “Üstelik kaldırılan 43. ve 45. maddeler daha kapsamlıdır. Tek yeni düzenleme 3600 ek gösterge ve eğitim ve öğretim tazminatını düzenleyen maddelerdir. Kanun teklifindeki tek olumlu gelişme, öğretmenlere tanınacak 3600 ek gösterge düzenlemesidir. Bu teklif içinde olmadan da öğretmenlere 657 sayılı kanuna ek yapılarak 3600 ek gösterge hakkı tanınabilirdi. 3600 ek gösterge düzenlemesi ile eğitim ve öğretim tazminatını düzenleyen ilgili maddenin 2023 yılında yürürlüğe girecek olması ise, ayrı bir garabettir. Burada yapılan siyasi popülistliktir. Tatlı su kurnazlığıdır.” değerlendirmesini yaptı.

“DERLİ TOPLU KANUN ÇIKARMA FIRSATI KAÇIYOR”

Sunat şöyle devam etti: “Öğretmenliği ilgilendiren; 657 sayılı devlet memurları kanunu, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, 652 sayılı KHK gibi muhtelif hukuki düzenlemelerin arasına bir yenisi daha ekleniyor.  Derli toplu, yekpare bir meslek kanunu çıkarma fırsatını kaçırıyoruz. Hadi diğer ülkelerin öğretmen meslek yasalarına bakılmadı. Doktorların, avukatları, mühendislerin meslek kanununa da mı bakılmadı? Eğitim Sendikalarının, Eğitim platformlarının detaylı olarak hazırladığı taslaklarda mı ilgilerini çekmedi?”

“TEKLİFİN MADDELERİNDE BELİRLİLİK YOK”

TBMM İçtüzüğü’ nün 38. Maddesi uyarınca, komisyonların, kendilerine havale edilen tekliflerin ilk önce Anayasa’nın metin ve ruhuna aykırı olup olmadığını tetkik etmekle yükümlü olduklarına işaret eden Sunat,  “Bu teklif; Anayasa’nın 2. Maddesinde vücut bulan Hukuk Devleti ilkesi, kanun önünde eşitliği düzenleyen 10. Maddesi, eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevini düzenleyen 42. Maddesi, ve “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir…” hükmünü öngören 128. Maddesi başta olmak üzere aslında tüm temel hak ve hürriyetler, kişi hak ve ödevleri, sosyal hak ve ekonomik haklar ve ödevler yönünden, kısaca Anayasa’nın eğitim hakkına verdiği değer yönüyle Anayasa Komisyonu’nda öncelikle incelenmesi gerekirdi.  Hukuk devleti olmanın en önemli göstergesi “belirlilik” tir. Bu kanun teklifinde, belirlilik hiçbir maddede yoktur.” ifadelerini kullandı.

“VERDİĞİMİZ DEĞİŞİKLİK ÖNERGELERİ REDDEDİLDİ”

Sunat, “Bu teklifte; Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda beklenen ve bulunması gereken, meslek standartlarını ortaya koyacak, mesleğin görev ve sorumluluklarını belirleyecek, öğretmen haklarını iyileştirecek, öğretmenlerin toplumsal statülerini ve saygınlığını yükseltecek, sözleşmeli, ücretli öğretmenliğin ve ayrıca PİKTES öğretmenlerinin durumlarının netleşeceği, kadrolu öğretmenliği kurumsallaştıracak, çalışma şartlarının zorlu olduğu bölgelerde öğretmen istihdamını ek haklarla özendirecek, nitelikli öğretmen yetiştirilmesi ve hizmet içinde geliştirilmesini sağlayacak, ek görev ve ek ders ücretlerine dair hükümler içerecek, liyakate dayalı kariyer yapmalarını sağlayacak, öğretmenliğe atanmada mülakatı kaldıracak, adil bir atama ve nakil sistemini teşkil edecek, disiplin hükümlerini ortaya koyacak, öğretmenlerin şiddete karşı korunmasını sağlayacak, Özel Eğitim Kurumlarındaki öğretmenlerin durumlarını da kapsayacak, denetim ve eğitim yöneticiliğine geçiş şartları, görev ve sorumluluklarının olduğu, hiçbir maddeye rastlanılmamıştır. Sözde bu Teklif, Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşüldü. Verdiğimiz tüm değişiklik önergeleri sayısal çoğunluğa bağlı olmak üzere reddedildi. Çünkü zatı muhterem böyle geçmesini emretmiş karar vermiş.” dedi.

“ÖĞRETMENLER YİNE KANDIRILDI”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 3 Aralık 2021 tarihinde düzenlenen 20. Milli Eğitim Şurası’ndaki “Sözleşmeli öğretmen ile kadrolu öğretmen ayrımını da ortadan kaldırıyoruz. Mecburi hizmet hariç özlük hakları, atamalar, mazeret tayinleri başta olmak üzere sözleşmeli öğretmenlerimiz kadrolu öğretmenlerimizle aynı haklara sahip olacaklar” şeklindeki açıklamasını hatırlatan Sunat, “Bir kesim, sözleşmeli öğretmenlik tamamen kalktı zannetti, bir kesim de en büyük problem olan parçalanmış aile yapısının artık sona erdiğini zannetti. Öğretmenler yine kandırıldı.” değerlendirmesinde bulundu.  

“ATANMAYAN ÖĞRETMENLERİN SESİNİ DUYMAK İSTEMİYORLAR”

Sunat şu şekilde devam etti: 652 sayılı KHK ‘da Sözleşmeli Öğretmenler ibaresinden sonra gelmek üzere tayin gerekçesi “can güvenliği ve sağlık mazeretleri” ne dayandırıldı. Buradan soruyorum; mazeret tayinine aile bütünlüğü nasıl girmez. Kısaca sözleşmeli öğretmenlere eş durumlarından tayin hakkı verilmiyor. Aynı işi yapan öğretmenlerin farklı statülerde çalıştırılması, öğretmenlik mesleği açısından onur kırıcı bir durumdur. Kadrolu sözleşmeli ayrımının kaldırılmasının tek yolu sözleşmelilerin kadroya alınmasıdır. Benzer şekilde kadro sınırlılığı, yani bütçe yetersizliği gibi nedenlerle, ücretli öğretmen veya vekil öğretmen uygulaması da asla kabul edilemez.  Ücretli öğretmen sayısı 85 bini geçti. 115 bin norm açığı var. Atanmayan öğretmenlerin sesini duymak istemiyorlar.

“MÜLAKAT SİSTEMİ KALDIRILMALI”

Teklifin 4. Maddesine göre, öğretmen atamalarında mülakatın devam edeceğinin görüldüğüne dikkat çeken Sunat, “Öğretmenliğe kabul sürecinde mülakat sistemi kaldırılmalıdır. Genç insanların psikolojisi bozuldu, bu gençlerin yaşadıklarını yakından takip ediyoruz. İçimiz sızlıyor. Devlete ve ülkelerine karşı güvensizlik yaşıyorlar. Hak gaspına uğruyorlar. Çözüm bulamıyorlar. Kendilerinden şüphe eder hale gelmiş olan Anadolu’nun zor şartlarda okuyan evlatları büyük sıkıntılar yaşıyorlar. Daha dün atanamayan bir öğretmen intihar etti.” ifadelerini kullandı.

“Adalet mülkün temeli diyoruz! Adaletsizliğe uğramaları bir yana, insanların zihinlerinde adaletten yana şüphe uyandığında, mülk sallanmaya başlar. Sallanmayı da geçtik mülk yıkılıyor.” diyen Sunat, “KPSS ’den en yüksek puanları alıp, mülakatta eleniyorlar.  Vicdanlar hiç mi sızlamıyor? Öğretmenlik gibi son derece kutsal olan bir meslek, hiçbir nesnel ölçütü olmayan mülakat sisteminin süzgecinden geçirilmesi adaletsizliktir. Mülakatın liyakate değil, biata yönelik olduğu kanaati hepsinde hâkim” şeklinde konuştu.  

“SÜREÇ YÖNETMELİKLERE TERK EDİLİYOR”

Teklifin 5. ve 6. maddelerine değinen Sunat, “Telifin 5. maddesindeki en büyük belirsizlik, aday öğretmenliğin kaldırılması ile ilgili oluşturulacak “Adaylık Değerlendirme Komisyonunun” kimlerden ve nasıl oluşacağı, çalışma usul ve esaslarının ana hatlarıyla da olsa açıklanmamasıdır. Süreç yönetmeliklere terk ediliyor. Kanun teklifinin 6.maddesi ile getirilen “Öğretmen Kariyer Basamakları Uygulaması” yeni değildir ama uzun yıllardır uygulanmamaktadır. Taslak 1739 sayılı kanunda olduğu gibi üç kariyer basamağından söz etmektedir. 2006 yılında Uzman Öğretmen ve Başöğretmen tanımları yapılmış, 83 bin 350 Uzman Öğretmen ve doktoralı 100-200 öğretmene Başöğretmen unvanı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi kararıyla Uzman Öğretmenlik Sınavı kaldırılmıştır. Bu sınav bir daha yapılmadığı için, sınava giremeyen diğer öğretmenler maddi ve manevi yönden mağdur olmuşlardır. Bu durum, öğretmenler arasında 16 yıl süren bir huzursuzluğa sebep olmuştur.” dedi.

“EĞİTİM PROGRAMLARI BELİRSİZLİĞE İŞARET EDİYOR”

Sunat şöyle devam etti: Teklifte, uzman öğretmenlik için 10 yıl görev yapmak ve 180 saat, başöğretmenlik için ise 10 yıl uzman öğretmenlik yapmak ve 240 saat mesleki gelişime yönelik eğitime tabi tutulup, sonrasında sınav yapılması ve bu sınavların 70 ve üzeri puan alanlara bu unvanların verileceği belirtilmektedir. Kariyer basamakları adı altında ifade edilen bu zaman planlamasının neye göre belirlendiği anlaşılamamaktadır. Ayrıca uzman ve başöğretmenlere ayrı ayrı birer derece verileceği de ifade edilmiştir. Bahsi geçen eğitim programlarının ne olduğu, uzunluğuna bakılırsa ne zaman ve nerede tamamlanacağı tam bir belirsizliğe işaret etmektedir. Uzman ve başöğretmenlik için öngörülen yazılı sınavda aranan 70 başarı puanı, yüksek bir puan barajıdır. Yönetici seçme ve görevlendirmede 60 olan puan uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik için 70 puandır. Yani bunun manası çok az sayıda kişiyi bu şekilde değerlendirip sadece popülistlik yapmaktır.”

“SINAV ŞARTI KALDIRILSIN”

Şu anda MEB ‘de 10 yılını doldurmuş yaklaşık 500 bin öğretmenin, uzmanlık sınavına girebileceğini yaklaşık 75 bin uzman öğretmenin ise kanun yürürlüğe girdikten sonra baş öğretmen adayı olabileceğini ifade eden Sunat, “Yine hazırlanan yönetmeliklerle kariyer basamaklarının sınırlı mali kadrolara bağlanacağı görülmektedir. 16 yıldır verilmeyen ve sınavı yapılmayan bir sistemde, zaten hizmeti 20 yılı aşmış olan öğretmenlerin imtihanı kazanarak uzman öğretmenlik verilse bile, başöğretmenlik için 10 yıl daha beklemeleri gerekeceğinden, bu haktan yararlanmaları ancak emeklilikleri döneminde mümkün görülmektedir.” şeklinde konuştu.

“Bu durum eşitlik ilkesine uyuyor mu? Teklifte, bir yandan yüksek lisans-doktora eğitimi teşvik edildiği söylenirken, ülkenin dört bir yanında görev yapan öğretmenlerimize bu imkânın eşit şekilde tanındığından söz etmek mümkün müdür?” sorularını yönelten Sunat, İYİ Parti olarak sınav şartının kaldırılmasını istediklerini ifade etti.

Sunat şu değerlendirmelerde bulundu:

“Öğrencilerin maruz bırakıldığı, okullarımızın değersizleştirildiği ve tamamıyla sınav odaklı bir hale gelen Milli Eğitim sistemimizde, öğretmenleri de ayrı bir sınav stresine sokmak, farklı bir sınav sistemine tabi tutmak abesle iştigal etmektir. Bu koşullarda öğretmenlerin öğrencilerini ihmal edebilme ihtimalleri kaçınılmaz olacaktır. Öğretmenlerin; ücretli, sözleşmeli, kadrolu, uzman ve başöğretmen gibi sınıflara ayrılması şüphesiz çalışma barışını bozacaktır. Veli ve öğrencilerin gözünde de öğretmenlerin sınıflara ayrılmış olmaları, öğretmenleri küçük düşürmekten başka bir amaca hizmet etmeyecektir.

Bu teklifle, söylendiği gibi belirli kıdemde olan öğretmenlerin maaşlarını yükseltmek amaçlanmış ise, özlük hakları düzenlenerek maaşlarının ve ek ders ücretlerinin kıdeme göre artırılması daha doğru olacaktır. OECD Ülke ortalamalarında mesleğe yeni başlayan öğretmen ile emekli olmaya hak kazanan öğretmen maaşı arasındaki fark yüzde 60-65 oranındadır. Türkiye’de ise bu oran yüzde 12 civarındadır. İktidara yakın bir gazete başlık atmış “Öğretmenlere müjde; Milli Eğitim Bakanı duyurdu yüzde 120 zam” Bu teklifle sanki tüm öğretmenlerin maaşlarına zam yapıldığı şeklinde algı oluşturuldu. Ayıptır. Günahtır.”

Taslağın özel eğitim kurumlarında çalışan veya diğer kamu kurumlarında görev yapan öğretmenlere yönelik hiçbir düzenleme içermediğini savunan Sunat, “Sayıları 200 binin üzerinde olan özel öğretim kurumlarındaki öğretmenlerin de mesleki standartlarda ücret almalarına ve çalışma koşullarına ilişkin maddelerin bulunması gerekmez mi?  Bu yaklaşım hem eksikliktir hem de ayrımcılıktır. Teklifte, okul yönetiminin eğitim-öğretim hizmeti ve öğretmenlik mesleğiyle olan zorunlu ve gerekli bağlantısına ve eğitim kurumu yöneticiliğinin yasal bir statüye kavuşturulma imkânı göz ardı edilmiş, eğitim kurumu yöneticiliği ve yöneticilerine ilişkin hükümlere yer verilmemiştir.” ifadesini kullandı.

“EN TEMEL SORUNLARDAN BİRİ MESLEĞİN İTİBARSIZLAŞTIRILMASI”

Öğretmenlerin ve öğretmenlik mesleğinin en temel sorunlarından birinin mesleğin itibarsızlaştırılması olduğunu savunan Sunat,  “Başbakanlığı döneminde Erdoğan’ın, 15 saat çalışıp çok maaş alıyorlar üstüne üstlük 2 ay tatilleri var minvalinde söyledikleri sözleri, alo 147 öğretmeni şikâyet hatları, öğrenci ve velilere performans değerlendirmeleri, Milli Eğitim Bakanlarının öğretmenleri rencide edici uygulama ve lafları, liyakatsiz yöneticilerin mobbing uygulamaları mesleki onurun yıpranmasına daha çok itibarsızlığa yol açtı.” açıklamasında bulundu.

ÖĞRETMEN YETİŞTİRME EKSİKLİĞİ

Taslağın en büyük eksikliğinin ise “Öğretmen Yetiştirme” üzerine olduğuna vurgu yapan Sunat,  “Öğretmenlik bir uzmanlık mesleği olmasının yanında kişilik niteliklerinin de uygunluğunu gerektiren bir meslektir. Bir başka deyişle öğretmenlik yalnızca lisans diplomasına indirgenemeyecek kadar değerli ve belirleyicidir. Doğal olarak öğretmenlik mesleği, kapatılan Öğretmen Liselerinin açılmasını tekrar ihtiyaç duyan, lisans süreci öncesinde de eğitsel süreçleri gerektiren bir meslek olarak düzenlenmelidir. Teklifteki bu eksiklik, öğretmen yetiştirmeye verilmeyen önemin bir işareti olarak kayda geçirilmelidir. Öğretmen istihdamında zorluk çekilen veya görev sürelerinin ülke ortalamasının altında kaldığı kalkınmada öncelikli/az gelişmiş bölgelerde görev yapan öğretmenlere ilave tazminat ödemesi, konut vb. yapılması konusu teklifte yer almıyor.” şeklinde konuştu.

Okullarda meydana gelecek şiddet olaylarını önleyecek, eğitim çalışanlarını şiddetten koruyacak hukuki ve idari düzenlemelerin de kanun kapsamında ele alınması gerektiğini ekleyen Sunat, sözlerinin devamında iktidara  seslendi:

“AKP iktidarına sesleniyorum, bu kanun teklifini çekiniz. İnat edip geçirseniz de, az kaldı biz öğretmenlik meslek kanununu öğretmenlerimize armağan edeceğiz.”

ÖRS: “AK PARTİ’NİN HER ŞEYİ BEN BİLİRİM TAVRI KANUNA DAMGA VURDU”

Sunat’ın açıklamalarından sonra konuşan Örs, birçok sorunla boğuşan öğretmenlerin bunlara çözüm bulunmasını istediklerini ifade etti.

“Bu sorunların çözüme kavuşturulacağı yer TBMM’dir” diyen Örs, teklifle ilgili görüşmeleri yakından takip ettiklerini belirtti.

Eksikler ve düzeltilmesi gereken yanlışlar için verdikleri tüm önergelerin Cumhur İttifakı’na mensup  parlamenter tarafından reddedildiğini kaydeden Örs, şunları söyledi:

“AK Parti iktidarının her şeyi ben bilirim tavrı öğretmenlik basın kanununa da damga vurdu. Bu teklif öğretmenlerimizin yaşadığı sorunları çözmekten mağduriyetleri gidermekten uzaktır. Hatta teklifte yer alan bazı maddeler yeni sorunlara sebebiyet verecek düzenlemeler içermektedir. Başta atanamayan öğretmenlerimiz olmak üzere kadrolu ve sözleşmeli olarak çalışan öğretmenlerimiz gerek yüz yüze görüşmelerimizde gerekse mail ve mesajlarla bizlere sorunlarını açık açık dile getiriyorlar. Öğretmenlerimiz liyakat, ücret ve özlük hakları gibi ana başlıklarda sorunlarını iletiyorlar. Mesleğin saygınlığını kaybettiğini, eskisi gibi değer gösterilmediğini, liyakatsiz kadrolaşma olduğunu, ücret ve özlük haklarıyla ilgili büyük mağduriyetler yaşadıklarını ifade ediyorlar. Öğretmenlerimiz insan onuruna yaraşır bir ücret talep ediyorlar. Eğitim çalışanları arasında yapılan ayrımcılığa dur denilmesini istiyorlar. Ayrımcılık yaratan uygulamalara son verilmesini istiyorlar. Sözleşmeli, kadrolu, ücretli öğretmenlik gibi çeşitlenen mesleğe bir kariyer meslek bakılmasını istiyorlar. Hepsinin özlük haklarını koruyup geliştirecek, çalışma şartlarını iyileştirecek, sorunlarına çözüm üretecek ve mesleklerinin itibarını hak ettiği yere taşıyacak bir içeriğe sahip Öğretmenlik Meslek Kanunu istiyorlar. Bunda yerden göğe haklılar. Görüşeceğimiz kanun teklifine baktığımızda öğretmenlerimizin bu haklı taleplerinin karşılandığı bir kanun teklifini maalesef göremiyoruz.

Öğretmen atamalarında mülakat, adayın mesleki yeterlik düzeyini ölçmekten uzaktır. Adayın öğretmenlik mesleğine uygunluğunu değerlendirmemektedir. Mülakatın eğitim-öğretimin niteliğinin artırılmasına herhangi bir katkısı yoktur. Mülakat süreci şeffaf ve denetlenebilir bir tarzda da yürütülmemektedir. Bugün mülakat atama için değil yandaş olmayanı eleme için yapılmaktadır. Bu nedenle mülakat yerine daha adil bir uygulama olan KPSS puan üstünlüğüne göre kadrolu istihdam sağlanmalıdır. Mülakat elemeleri öğretmen adayı gençlerimizin umutlarını karartmaktadır. KPSS’de yüksek puanlar alıp mülakatta elenen öğretmenlerimizin karşı karşıya kaldığı durum geçmişte KPSS’de yaşanan hak gaspı ile aynıdır. O dönemde de KPSS sorularını çalınması, FETÖ mensuplarına dağıtılması nedeni ile binlerce genç kardeşimizin geleceği karartılmış yarınları çalınmıştı. Şimdi de torpille işe adam alma mekanizması gibi çalışan mülakat sistemi ile yine gençlerimizin hayalleri çalınmaktadır. KPSS’de derece yapan, yüksek puan alan evlatlarımız mülakatlarda düşük puanlar verilerek eleniyor. Böyle adaletsizlik ve vicdansızlık olmaz. Bizler İYİ Parti olarak mülakat değil liyakat diyoruz. İYİ Parti iktidarında uygulayacağımız iyileştirilmiş eğitim sisteminde öğretmen atamaları için uygulanan çoktan seçmeli KPSS’yi yeniden yapılandırarak mülakat sistemini tamamen ortadan kaldıracağız.”

Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment