Home Dijital Gazete Enflasyon-faiz makası arttıkça dolar üzerinde baskı büyüyecektir

Enflasyon-faiz makası arttıkça dolar üzerinde baskı büyüyecektir

by hukuknews

TCMB politika faizini beklenildiği gibi %14.00 seviyesinde sabit bıraktı. TCMB diğer faizlerde değiştirmezken gecelik borç verme faizini %15,50, gecelik borç alma faizini %12,50, geç likidite pencere faiz oranını da %18,50 olarak korudu. Banka yaptığı açıklamalarda sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan adımlar ile birlikte, enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını öngörmekte olup bu çerçevede politika faizinin sabit tutulmasına karar verdiğini ifade etmiş.

Ancak özellikle bu aşamada enflasyonda düşüş beklemek bir kenara dezenflasyon beklemek çok iktisadi kurallarla açıklanacak bir şey olmadığının tekrar altını çiziyoruz. Gıda,enerji,ücreti artışları, ve arz tedarikine bağlı fiyat artışlarının sürdüğü bir noktada  siz enflasyondan düşüş bekleyemezsiniz. Hele ki ithalata bağımlılığınız ortalama % 75, hammmadde de ise %45 düzendeyken. Dolar endeksinin son 2 aydır yatay seyrettiği bir ortamda kurdaki hareketlilik tamamen Merkez Bankası’nın faiz indirmesinden kaynaklanıyordu. Ancak Fed’in taperingi bitirip faiz artırımına geçeceğini biliyoruz. Bu doların küresel bazda tüm para birimleri karşısında değer kazanacağı anlamına gelmekte. Yani kurdaki yükseliş devam edecek ve enflasyona katkı sunmaya devam edecektir. Kaldı ki şu aşamada ne yapılan zamların nede kurun birikimli etkilerinin enflasyon üzerindeki etkisi bitmiş değil. Son atılan adımların enflasyonda sınırlı etki gösterecektir. Gıda fiyatlarında KDV’de %8’den %1’e indirim, yem fiyatlarında %12’lik indirim, gübre fiyatlarında %30’luk indirim elbetteki olumlu gelişmelerdir. Ancak beklenildiği gibi olmayacak enflasyona etkisi sınırlı kalacaktır. Sorunun nedenlerini kaldırmadan olumlu çözümler üretemeyiz. Üstelik özellikle 2022 yılının ilk 6 ayında yükselmesi muhtemel bir enflasyona varken Merkez Bankası’nın dezenflasyonist sürecin başlayacağını düşünmesinin mantıklı ve iktisadi açıklamasının olduğunu ne yazık ki söyleyemem. Üstüne birde Fed kararı sonrası dolarda değer kazançları başlar ise enflasyon yıl sonuna doğru 3 haneye ulaşabilir.

Bundan sonra Türkiye’de yeni senaryo yüksek kur ve yüksek enflasyon olacaktır. Ancak şunu unutmamalıyız ki bu sürdürülebilir bir durum değildir. Bunun sonucunda piyasada daha sert faiz artışları yaşanacaktır. Ayrıca reel faizlerin eksilere yerleştiği yerde yabancı yatırımcı çekme konusunda sorun yaşayabiliriz. Geçen yılın başında tek reel pozitif faiz veren ülke konumundayken şu anda benzerlerimize göre en çok reel negatif faiz veren ülke konumuna geçmemiz geçen yılbaşından beri kurun %80’ın üzerinde artmasına neden oldu. Reel faizlerimiz % – 23.33’ye inmiş durumda. Enflasyondaki artış reel faizlerin daha da negatifleşeceğini ve içerden yabancı çıkışının halen devam edeceğinin bir göstergesi.

Bu ortamda Türkiye’yi zor günler bekliyor. Çünkü sadece iç kaynaklı değil, dış kaynaklı riskler de mevcut. Fed’in faiz artışına gideceği noktada küresel bazda dolar endeksinde ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde görebileceğimiz yükseliş sadece Türkiye’den değil gelişmekte olan bütün ülkelerden para çıkışlarını hızlandıracaktır. TCMB 2022 yılında cari fazla beklese de bu çok fazla mümkün olmayabilir. Ocak ayında gelen dış ticaret verileri cari açığın artabileceğini söylemekte. Her ne kadar turizm gelirleri cari acıka pozitif katkı yapacak olsa da beklenildiği gibi bu cari açığı cari fazlaya döndürmeyebilir. Çünkü ithal girdilerin oldukça yükselmesi cari dengeye negatif katkı sunacaktır. Yine geçen sene cari açığın düşmesine neden olan gelişme altın ithalatının 26 milyar dolardan 6 milyar dolar gerilemesi idi. Bu cari açık tarafına 20 milyar dolarlık pozitif katkı sunmuştu. Bu sene bu cepheden olumlu bir etki gelmeyecek aksine altın fiyatlarındaki hareketlilik bu kalemin bozulmasına neden olabilir.

Fed’in sıkılaştırmada gaza basması dolar endeksi ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yükselişine devam edeceğini göstermekte. Dünya genelinde artacak borçlanma maliyetleri ve dünyada artık ucuz para bulmanın imkansız olacağı bir yapıda cari açık veren ve döviz ihtiyacı olan ülkelerin ekonomilerinde ciddi bozulmalar görülecektir. Bu durumda özellikle gelişmekte olan ülkelerden ciddi sermaye çıkışlarının yaşanmasını bekliyoruz. Türkiye’de bu durumdan en çok olumsuz etkilenebilecek ülke olabilir.

TCMB yayımladığı raporda Küresel talepteki toparlanma, emtia fiyatlarındaki yüksek seyir, bazı sektörlerdeki arz kısıtları ve taşımacılık maliyetlerindeki artış uluslararası ölçekte üretici ve tüketici fiyatlarının yükselmesine yol açmakta olduğunu belirtirken gelişmiş ülke merkez bankalarının artan enerji fiyatları ve arz-talep uyumsuzluğuna bağlı olarak enflasyonda görülen yükselişin beklenenden uzun sürebileceğini değerlendirdiğini ifade ederek aslında bütün dünyanın enflasyonda yükseliş beklediğini söylemektedir. Bu bağlamda ülkeden ülkeye merkez bankalarının politikalarının farklılaşacağının altını çizerken merkez bankaları destekleyici parasal duruşlarını sürdürmekte, varlık alım programlarına devam etmektedir demekte. Aslında son dönemde evet parasal genişlemeyi sürdürse de merkez bankaları hızla önce bitirmeye sonrada faizleri artırmaya yönelik kararlar aldığını görüyoruz.

Banka yurt içinde iktisadi faaliyetin, dış talebin de olumlu etkisiyle güçlü seyrettiğini, büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, cari işlemler dengesinin 2022 yılında fazla vereceğini öngörmekte. 

TCMB, kur artışından dolayı enflasyonun arttığını belirtirken küresel gıda ve tarımsal emtia fiyatlarındaki artışlar ile tedarik süreçlerindeki aksaklıklar gibi arz yönlü unsurlar ve talep gelişmelerinin enflasyonun yüksek kalmasında etkili olduğunu düşünmekte.  Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyeceğini, böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşabileceğinin altını çizmekte.

Dolar endeksi ve ABD 10 yıllık tahvil faizlerinde yükselişin daha da süreceği beklentimiz devam ederken TCMB faiz kararı sonrası USD/TRY paritesinde 13.85 seviyesi ön plana çıkmaya devam etmekte. Merkez Bankası Aralık ayında döviz kuruna yaptığı doğrudan satış müdahalelerini genellikle 13.85’e yakın bölgelerden gerçekleştirmişti. Belli bir süre daha yatay kaldıktan sonra kurdaki yükselişin devam edeceğini düşünüyoruz. BIST 100’de 2100 seviyesi kırılmadığı sürece satış baskısı devam edebilir. 2100’ün kırılması ise yeni bir yükseliş hareketi başlatabilir. Ayrıca bu dönemde özellikle küresel borsaların hareket yapısını yakından takip edeceğiz. Küresel borsalardan yakın dönemde ayrışsak da onlara paralel eğilim devam ediyor.

Peki kurda yükseliş neden durmuyor, kur korumalı mevduata rağmen neden düşüş görmüyoruz ? Bu sorunun yanıtı yandaki tablolarda gizli.

 

Türkiye 2021 yılı başında tek pozitif reel faiz veren ülke iken 2022 yılı başında % – 23.33 ile negatif faiz vererek benzerlerinden oldukça ayrışmıştır. Reel faiz getirilerinin artması yabancı çıkışını hızlandırmış ve kurdaki yükseliş enflasyonu patlatırken dolarizasyonunda %63 seviyelerine çıkmasına enden oldu. Bu süreçte diğer gelişmekte olan ülkelerin Fed’in faiz artışından ve enflasyondan korunmak için faizleri artırdığı Türkiye’nin ise bu süreçte faiz indirdiği unutulmamalıdır.

2022 yılı başından beri bize benzer ülkelerin dolar karşısında dğer kazanmaları da aslında Fed’in faiz etkisinin piyasalarda etkisinin henüz yansımadığını da ortaya koyuyor. Türk Lirası, Dolar’a karşı % 1 değer kaybetmişken Breziya Reali ve Güney Afrika Randı, Dolar’a karşı % 7 değer kazanmışlar.

Kur korumalı mevduata (KKM) gelince Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, 11 Şubat 2022 itibarıyla kur korumalı mevduat hesaplarındaki tutarın 349 milyar liraya (yaklaşık 19 milyar dolar) yükseldiğini açıkladı. Aynı tarihte BDDK verilerine göre vatandaşlar 20 Aralık’tan bu yana 5.2 milyar dolar bozdururken şirketler 8.8 milyar dolar bozdurmuşlar yani totalde 14 milyar dolar. Normalde KKM nedeniyle döviz bozumunun TCMB rezervlerinde artışa sebep olması gerekirken TCMB rezervlerinin 20 Aralık’tan bu yana daha da düşük seviyede olduğunu izliyoruz. Bu da bize kuru tutmak için arka kapı müdahaleleri ile yani kamu bankaları aracılığıyla döviz satışının devam ettiğini gösteren bir unsur. Yoksa reel faizler bu kadar gerilemişken dolarda sert bir yükseliş yaşanması muhtemeldi.

Son tabloda ise bu ülkelerin yaptıkları hamleler karşısında kurlarının 1 Ocak 2021’deki durumu ile 20 Ocak 2022’deki durumunu ortaya koymakta.

USD/TRY

Teknik olarak baktığımızda USD/TRY için 13.85 seviyesi oldukça kritik. Bu seviyenin üzerinde alımların hızlanmasını bekliyoruz. Ancak 13.85 seviyesi kırılmadığı sürece dolarda yatay eğilim bir süre daha devam edebilir.

Yukarıda 13.85 seviyesinin üzerinde önce 14.52 ve arkasından 16.23 direncine doğru yükseliş yaşanabilir.

Aşağıda ise 13.00 seviyesinin altında önce 12.12 ve arkasından 10.64 desteğine kadar düşüşler görülebilir.

 

BİST100

Teknik olarak baktığımızda BİST100’de aşağı yönlü eğilim devam ediyor. 2100 seviyesinin altında satış baskısı ön planda olacaktır. 2100 seviyesi kırılması halinde tekrar yükseliş hareketi başlayabilir.

Yukarıda 2064 seviyesinin üzerinde önce 2100 ve arkasından 2185 direncine doğru yükseliş yaşanabilir.

Aşağıda ise 1976 seviyesinin altında önce 1919 ve arkasından 1846 desteğine kadar düşüşler görülebilir.

 

 

Kaynak Onur Altın
Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment