Home Dijital Gazete 4 kişiden 1’inde safra taşı olabilir

4 kişiden 1’inde safra taşı olabilir

by hukuknews

Medipol Sefaköy Üniversite Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Fatma Ümit Malya, “Safra taşları genetik, yaşam tarzı ve beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkıyor. Değiştirilebilir faktörlerin başında da yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları geliyor. Yapılan çalışmalarda özellikle obezite varlığında yüzde 25 oranında safra kesesi taşlarının oluştuğunu görüyoruz. Bu da oldukça yüksek bir oran. Yaklaşık dört kişiden birinde safra kesesi taşı olduğu anlamına geliyor. Bizim saframız su safra asitleri ve kolesterolden yani yağdan oluşur. Yağ oranı artarsa artık saframız akışkanlığını kaybeder. Çayın içinde çözünebilir şeker miktarı sonsuz olmadığı gibi safra kesemiz de fazla miktarda olan yağları sıvı halde tutamaz ve bu yağlar taşlaşır.” bilgisini verdi.

KARIN AĞRIM GEÇER DİYE BEKLEMEYİN

Yemek yedikten sonra başlayan karın ağrısının safra taşının erken uyarısı olduğuna dikkati çeken Malya, “Karın ağrısı nasıl olsa geçer diye beklemek hastalağın ilerlemesinin yanı sıra ciddi sorunlara yol açabilir. Bu taşlar ana safra kanalına düşerse sarılık ve pankreas iltihaplanmasına sebep olabilir” uyarısında bulundu.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Fatma Ümit Malya, “Safra kesesi bir ağaç gibi olan safra ağacına küçük bir sapla tutunmuş safra depolayan bir armut gibidir. İçerisinde taşlar oluştuğunda bu taşlar sap bölümünü tıkarsa safra kesesi safrayı boşaltamaz ve şişerek iltihaplanır. Daha sonra bu taşlar ana safra kanalına düşerse sarılık ve pankreas iltihaplanmasına sebep olabilir. Tüm bunlar için ilk bulgu da karın sağ üst bölgesinde özellikle yemeklerden sonra olan ağrılardır. Bunlar öncelikle hafif olarak başlar. Sonrasında daha ciddi iltihaplanma tabloları gelişebilir. Bu sebeple ağrılar ilk başladıktan sonra artık bu safra kesesi hasta hale gelmiş kabul edilerek ameliyat önerilir.” değerlendirmelerinde bulundu.

ASANSÖR YERİNE MERDİVEN KULLANIN

Safra taşına yol açan obezite ve fazla kiloya sebep olan yanlış beslenme şeklinden bahseden Malya, “Yüksek kalorili beslenme, kızartma ve hamur işleri, şekerli gıdalar, yağ oranı yüksek yanlış pişirilen etler (kızartma, döner, kebap, yahniler) ve hazır paketli gıdaların çok tüketilmemesi gerektiğini belirtti.

Birçok rahatsızlığın önüne geçerek sağılığımızı korumada büyük rol oynayan Akdeniz tipi beslenmeyi anlatan Malya, “Sağlıklı yağların tüketimine dayanan bir beslenme çeşidi oluşuyla da diğer diyet ve beslenme çeşitlerinden ayrılıyor. Yağ olarak bitkisel sıvı yağlarının özellikle zeytinyağının tercih edilmesi ve etlerin ızgara şeklinde tüketilmesi sağlığımıza olumlu etki ediyor. Ayrıca yeşil yapraklı sebze, düşük şekerli meyve, kuruyemiş, bakliyat ve en önemlisi de balık. Safra kesesi hastalıkları riskini azaltmak için bu diyeti hastalarımıza özellikle öneriyoruz. Ayrıca aşırı olmamak kaydıyla sınırlı miktarda tüketildiğinde çay, kahve ve çikolatanın ise faydalı etkisi olabilir. Fakat her şeyin çoğu zarar, azı karar mantığı bu konuda da sağlığınızı koruyacaktır.” tavsiyelerini verdi.

Sadece doğru beslenmenin yeterli olmadığına dikkat çeken Malya, sözlerini şöyle sonlandırdı;

“Fiziksel aktivitemizi artırmamız ve günde en az iki buçuk litre su tüketmemiz olacaktır. Herhangi bir spor yapamasak bile asansör yerine merdiven kullanmak, gideceğimiz yerlere yürüyerek gitmek en azından eve giderken bir durak erken inip yürümek bile katkı sağlayacaktır. Fiziksel aktivitemizin artması ile metabolizmamız hızlanacak ve bu da arada yaptığımız küçük kaçamakların bile kolayca üstesinden gelmemizi sağlayacaktır.”

Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment